İKİ DAKİKALIK VİDEOYLA GAZETECİLİK OLMAZ İCRAATI GÖRMEZDEN GELMEK DE ELEŞTİRİ DEĞİLDİR

Bir konuşmanın tamamını dinlemeden, bağlamını anlamadan, iki dakikalık bir video kesiti üzerinden manşet üretmek kolaydır. Zor olan, siyasi aidiyetlerden bağımsız biçimde yapılanı da yapılmayanı da aynı cesaretle yazabilmektir.

- - 2 saat önce

Çünkü gazetecilik, önünüze gönderilen iki dakikalık videodan hüküm çıkaramayacak kadar ciddi ve özveri isteyen bir meslektir.

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri’nin Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi’ne ilişkin konuşmasının tamamına bakıldığında verilmek istenen mesaj aslında son derece açıktır.

Büyükelçi, Türkiye’nin KKTC’nin dijital dönüşümüne yönelik desteğinin geçmişini anlatırken şu tespiti yapıyor:

“2011 yılından bu yana yürütülen bu projede ve dönüşüm çabasında çok daha iyi bir noktada olunması beklenirken maalesef Türkiye’de elde ettiğimiz sonuçların çok uzağındayız.”

Yani ortada yalnızca övgü yok. Geçmiş döneme yönelik açık bir eleştiri de var.

Ancak konuşmanın devamında bir başka gerçeğin altı çiziliyor...

“Bununla birlikte, 2022 yılından bu yana görevde olan Başbakan Sayın Ünal Üstel başkanlığındaki Hükümet döneminde çok önemli bir mesafe kaydedildiğini teslim etmek istiyorum.”

İşte tartışılması gereken kelime tam olarak budur:

“Teslim etmek.”

Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, yapılan bir işi teslim edebilmek…

Mesele tam olarak burada başlıyor.

Her defasında büyük laflar etmek söz konusu olduğunda en ön saflarda yer tutanların bir kısmı, bu ülkede son yıllarda değişenleri görmemekte ısrar ediyor.

Yollar yapılıyor, hastaneler ve sağlık yatırımları hayata geçiriliyor, kamu altyapısı yenileniyor, dijital devlet uygulamaları geliştiriliyor. Tapu ve Kadastro gibi vatandaşın günlük hayatına doğrudan dokunan alanlarda yıllardır konuşulan projeler uygulama aşamasına geliyor.

Üstelik Türkiye’nin KKTC’ye verdiği destek artık yalnızca klasik anlamda “yol, su, bina” yatırımlarından ibaret değil.Yani Mali İşbirliği Protokolü sadece el ile dokunmuyor hayata 

İNSANA DA YATIRIM YAPILIYOR...

Gençlere, girişimcilere, üreticilere, sanatçılara, teknolojiyle uğraşanlara ve kendi alanında bir şey üretmeye çalışan yüzlerce insana gelecek kurabilecekleri projeler üzerinden destek sağlanıyor.

Bugün bu desteklerden yararlanan insanlar ürettikleri ürünlerle, geliştirdikleri fikirlerle ve ortaya koydukları çalışmalarla seslerini KKTC sınırlarının dışına kadar duyurabiliyor.

Bunun adı yalnızca altyapı yatırımı değildir.

Bunun adı geleceğe, dolayısıyla insana yatırım yapmaktır.

İSTİKRARIN NE İŞE YARADIĞINI UNUTTUK MU?

Büyükelçinin konuşmasından çıkan önemli mesajlardan biri de istikrardır.

Çünkü bir ülkede hükümetlerin sürekli değiştiği, bakanların koltuklarında ne kadar kalacağının bilinmediği, imzalanan protokollerin takip edilemediği dönemlerde büyük projelerin nasıl sürüncemede kaldığını hep birlikte gördük.

Bir proje imzalanabilir, kaynak bulunabilir, protokol hazırlanabilir. Ancak siyasi irade ve takip yoksa kâğıdın üzerindeki imzanın vatandaşa hiçbir faydası olmaz.

O nedenle bugün sorulması gereken soru gayet basittir…

Madem bu projelerin yapılması bu kadar sıradandı, neden yıllarca yapılmadı?

Madem dijitalleşmek bu kadar kolaydı, neden o güne kadar beklendi?

İşte bu soruları pek sormuyoruz.

Çünkü yapılanın altına siyasi gerekçelerle imza atmak istemiyoruz.

Oysa bir hükümete oy vermek başka şeydir, doğru yaptığı işi teslim etmek başka.

Eleştirmek başka şeydir, yapılanı yok saymak başka.

ASAYİŞİ MANŞETE TAŞIRKEN PROJELER NEDEN GÖRÜLMÜYOR?

Ülkede yaşanan her asayiş olayını dünyaya duyurmak için adeta sıraya girenlerin, tamamlanan projeler söz konusu olduğunda sessizliğe bürünmesi de ayrıca sorgulanmalıdır.

Cinayet olduğunda manşet hazır.

Kavga olduğunda manşet hazır.

Uyuşturucu operasyonunda manşet hazır.

Skandal olduğunda manşet hazır.

Olmalıdır da.

Gazeteci bunları elbette yazacaktır.

Ama aynı gazeteci, yıllardır bekleyen bir proje tamamlandığında neden bunu görmez?

Sonra o yolu kullanır, o hastaneden hizmet alır, o dijital sistem üzerinden işlemini yapar, yeni kamu altyapısının sağladığı kolaylıklardan yararlanır.

Elbette yararlanacak. Vatandaştır, hakkıdır.

Ama o zaman şu soruyu sormak da haktır…

Madem bugün bunlardan yararlanıyoruz, neden bugüne kadar yapılmadığını hiç sordunuz mu?

KONUŞMANIN TAMAMINI DİNLEMEDEN MANŞET ATMAK

Konuşmayı dinlememiş olabilirsiniz. Bu normaldir.

Her gazeteci her programa katılamaz, her açıklamayı canlı takip edemez.

Normal olmayan, tamamını dinlemediğiniz bir konuşmanın önünüze gönderilen iki dakikalık bölümünden siyasi hüküm çıkarmaktır.

Gazetecilik tam da burada başlar.

Videonun öncesinde ne söylendi? Sonrasında ne söylendi? Bahsedilen proje ne zaman başladı? Protokol ne zaman imzalandı? Neden yıllarca istenilen noktaya gelemedi? 2022’den sonra ne değişti? Bugün hangi aşamaya ulaşıldı?

Bunları araştırmadan yapılan şey, eldeki görüntüye uygun kanaat üretmekten öteye geçmez.

Büyükelçi Başçeri’nin sözleri ise kronolojiyi açık biçimde ortaya koyuyor.Süreç 2011’de başladı ancak aradan geçen yıllara rağmen beklenen noktaya ulaşılamadı. Buna karşılık 2022’den itibaren Ünal Üstel başkanlığındaki hükümet döneminde “çok önemli bir mesafe” kaydedildi.

Bu, benim ürettiğim bir siyasi slogan değil.

Bir devlet adamının kamuoyu önünde yaptığı tespittir.

ÖVÜNÜLMELİ Mİ? EVET.

PROPAGANDA YAPILMALI MI? HAYIR.

Bununla övünülmeli mi?

Bence evet.

Propaganda malzemesine dönüştürülmeli mi?

Bence hayır.

Alkışı hak ediyor mu?

Sonuna kadar.

Çünkü devlet dediğiniz yapı yalnızca seçimden seçime hatırlanan bir kavram değildir.

Devlet; kurumdur, devamlılıktır, altyapıdır, sağlık sistemidir, ulaşımdır, dijitalleşmedir, tapudur, kadastrodur ve vatandaşın devlet dairesinde saatlerce dolaşmadan işini halledebilmesidir.

Bir sonraki seçimi kimin kazanacağı benim umurumda değil.

Devlet için kim doğru olacaksa o kazansın.

Ama mevcut hükümetin yaptığı icraatları, yıllardır bekleyen protokollerin hayata geçirilmesini ve yarım kalan projelerin tamamlanmasını sırf siyasi olarak işimize gelmiyor diye görmezden gelmek normal değildir.

Bu, gerçeğin yalnızca hoşumuza gelen bölümünü görmektir.

HER ŞEYİ BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYIN

Partilerin iç meselelerini ayrıca konuşuruz.

Bürokratların önümüze çıkan ya da çıkarılan olaylarını ayrıca tartışırız.

Hataları, yanlış atamaları, adaletsizlikleri ve geciken işleri de sorgularız.

Gazeteciliğin görevi zaten budur.

Fakat bunların her birini manşete taşımak için zaman kollarken ortaya somut bir proje çıktığında susuyorsanız, bunun nedenini açıklamak da size düşer.

Çünkü eleştirinin inandırıcılığı yalnızca yanlışları söylemekten değil, doğruları da teslim edebilmekten gelir.

Bir hükümeti eleştirmek için yaptığı her şeyi kötü ilan etmek zorunda değilsiniz. Bir hükümetin doğru yaptığı bir işi alkışladığınızda da o partinin mensubu olmazsınız.

Tam tersine, bağımsızlığınızı tam da o zaman gösterirsiniz.

Devlet olmak istiyorsak yapılan yanlışı korkmadan eleştirmeyi bildiğimiz kadar, yapılan doğru işi de siyasi komplekslere kapılmadan alkışlamayı öğrenmek zorundayız.

Ayrıca Elbette Türkiye Cumhuriyeti’nin Ada’daki Büyükelçisi, ülkesinin KKTC’ye kazandırdığı eserleri, ortaya koyduğu iradeyi ve Kıbrıs Türk halkının geleceğine yapılan yatırımları takdir edecektir. Çünkü Büyükelçi burada Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil ediyor; Türkiye’nin kaynaklarıyla, bilgi birikimiyle ve kurumsal tecrübesiyle hayat bulan bir projenin başarıya ulaşmasından gurur duyması kadar doğal bir şey olamaz. Üstelik ortada yalnızca söylenen sözler değil; yollar, hastaneler, dijitalleşen kamu hizmetleri, güçlenen altyapı ve vatandaşın hayatını kolaylaştıran somut eserler var. Bunda yanlış aranacak hiçbir şey yoktur. Yanlış olan, ortaya çıkan eseri konuşmak yerine o esere yönelik takdir cümlesinden siyasi anlamlar üretmeye çalışarak asıl meseleyi gölgelemektir. Çünkü günün sonunda önemli olan kimin kimi övdüğü değil, KKTC’ye ne kazandırıldığı, Kıbrıs Türk halkının hayatına ne katıldığı ve gelecek nesillere nasıl bir ülke bırakıldığıdır.

Günün sonunda sloganlar unutulur, manşetler eskir, siyasi hesaplar değişir. Geriye bu ülkeye kazandırılan eserler kalır.

Çünkü mesele kimin iktidarda olduğu değil, bu devlet için neyin geride bırakıldığıdır. Eleştirmek gazeteciliğin görevidir; ama yapılanı sırf yapanı sevmiyoruz diye yok saymak eleştiri değil, gerçeğe sırt çevirmektir.

Haftanın Öne Çıkanları

İKİ DAKİKALIK VİDEOYLA GAZETECİLİK OLMAZ İCRAATI GÖRMEZDEN GELMEK DE ELEŞTİRİ DEĞİLDİR

2026-08-15 21:16 - -

İlgili Haberler

Suçun Pasaportunu Arayanlara…

22:17 - -

Beş ilçede asayiş ve trafik denetimleri yapıldı...

18:05 - -

MHP’li Ersoy: "Dünkü Cumhurbaşkanı adaylarına bugün ‘hain Kemal’ diye bağırıyorlar"

13:29 - -

Geçitköy'deki işletmeciye 1 milyon sterlinlik tehdit mesajı: 1 tutuklu var

13:21 - -

BAŞBAKAN ÜSTEL: “İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VİZYONUNA TÜRKİYE’NİN DESTEĞİ ORTAK DURUŞUMUZUN GÖSTERGESİ”

13:18 - -

Günün Manşetleri

İKİ DAKİKALIK VİDEOYLA GAZETECİLİK OLMAZ İCRAATI GÖRMEZDEN GELMEK DE ELEŞTİRİ DEĞİLDİR

21:16 - -

Suçun Pasaportunu Arayanlara…

22:17 - -

Beş ilçede asayiş ve trafik denetimleri yapıldı...

18:05 - -

MHP’li Ersoy: "Dünkü Cumhurbaşkanı adaylarına bugün ‘hain Kemal’ diye bağırıyorlar"

13:29 - -

Geçitköy'deki işletmeciye 1 milyon sterlinlik tehdit mesajı: 1 tutuklu var

13:21 - -