Haber7-ÖZEL
İngiliz politikacı Tim Wilson, ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Kurulu planı kapsamında Türkiye’nin Gazze yönetimini üstlenmesi ve İsrail’in itirazlarına rağmen Türkiye’nin garantör ve aracı olarak plana dâhil edilmesine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulan davetin Türkiye için bölgesel bir güç olma fırsatı içerdiği ancak siyasal sorumluluk alma riskini de beraberinde getirdiğini belirtti.
İngiliz politikacı Wilson, Gazze’de insani yardımın hızlı ve etkili bir şekilde ulaştırılması, Türk müteahhitlik ve lojistik gücünden faydalanmayı amaçlarken Gazze’de şiddetin durdurulabileceği mi yoksa yönetim biçiminin değiştirilmesi için bir adım mı atıldığını sorguladı.

TÜRKİYE'Yİ İSTEMEYEN İSRAİL SEYRİCİ OLDU
Wilson, Trump’ın Erdoğan’a Gazze planı için gönderdiği davet mektubunun İsrail’in etkisini sınırlayan, ABD liderliğinde yeni bir otorite zinciri kuran, “minyatür bir anayasal belge” niteliği taşıdığını belirtti.
Tump önderliğinde kurulması planlanan yapıya ilişkin ise, “İsrail'in en iyi ihtimalle seyirci olduğu bir yapı. Türkiye iki şekilde görünüyor: En üstte Erdoğan'a bir davet ve yürütme mekanizmasında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın adı.
Bu neden şaşırtıcı? Çünkü son iki yıldır süregelen tartışmaların tam tersine gidiyor. İsrail, Gazze'de Türk askerlerinin varlığının kabul edilemez olduğunu defalarca belirtti.
Türkiye'nin ise herhangi bir istikrar gücüne katılmasının İsrail'in itirazlarıyla karşılaştığını öne sürdü. Ancak Türkiye farklı bir kapıdan, bir ordu olarak değil garantör, aracı ve yönetici olarak içeri sokuluyor.” dedi.

"TRUMP, ERDOĞAN'A BÜYÜK BİR İKİLEM SUNDU"
Trump’ın Erdoğan’ın büyük bir tercih yapmasına neden olacak Gazze planını oluşturduğunu, Türkiye’nin bölgede karar verici haline getirileceği ancak başarısızlık durumunda da Türkiye’nin sorumlu tutulacağı ihtimali olduğunu vurgulayan eski siyasetçi Wilson; “Trump, Erdoğan'a altın değerinde bir ikilem sundu: Kabul ederse Türkiye vazgeçilmez hale gelir ama aynı zamanda sorumlu olur; reddederse Türkiye ahlaki duruşunu korur ancak savaştan sonra ne olacağını şekillendirme şansını kaybeder.
Asıl soru, Barış Kurulu'nun şiddeti sınırlamak için mi yoksa sadece yeni bir yönetim altında yeniden paketlemek için mi kurulduğudur.”

TÜRKİYE İÇİN GAZZE PLANINDA KRİTİK RİSKLER
Wilson, Türkiye için önemli risklerin var olduğuna dikkat çekerek; “Beyaz Saray'ın IDF yönetimini kademeli olarak ortadan kaldırma ve yerine uluslararası bir güç getirme hakkındaki söylemi, Türkiye'nin hem Washington'a hem de iç kamuoyuna karşı kullanmak istediği türden bir söylem.
Ancak Türkiye için önemli riskler var:
Birincisi; İtibar kaybı. Güvenlik durumu kötü kalırsa, yeniden yapılanma durursa, kırılgan bir ateşkes altında siviller ölmeye devam ederse, Türkiye ortak yönetici olarak suçlanacak ve Washington'ın aksine Türkiye başarısızlıktan kaçamaz, sonuçların hemen yanı başında yaşıyor.
İkincisi; Operasyonel yetersizlik. Eğer Türkiye istikrar gücünden dışlanırsa veya gücün yetki alanı sınır güvenliğine indirgenirse, bu durum Türkiye'yi olumsuz etkileyecektir.
