Rum lider Hristodulidis, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uluslararası anlaşmalar imzalamaya devam edeceğini vurgulayarak, sürecin durdurulmasının söz konusu olmadığını açıkladı.
Rum basınında yer alan haberlere göre Hristodulidis, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir devlet olarak faaliyetlerini sürdüreceğini ve uluslararası anlaşmalar imzalamaya devam edeceğini ifade etti. Açıklamasında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler üyesi olduğunu hatırlatan Hristodulidis, bu statünün sürdürülen anlaşmalarla pekiştirildiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın, Kıbrıslı Türklerin rızası alınmadan bölge ülkeleriyle askeri anlaşmalar imzalandığı yönündeki eleştirilerine de değinilen haberlerde, Rum liderin bu eleştirilere karşı anlaşmaların devam edeceğini net bir şekilde ortaya koyduğu aktarıldı.
Hristodulidis ayrıca müzakere sürecine iki farklı sıfatla katıldığını dile getirerek, bir yandan Kıbrıs Rum lideri, diğer yandan ise özellikle garantiler başta olmak üzere bazı başlıklarda “Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı” kimliğiyle hareket ettiğini ifade etti.
Kıbrıs sorununa ilişkin diplomatik süreçte ise António Guterres öncülüğünde yeni bir girişimin halihazırda başladığını belirten Hristodulidis, bu sürecin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmenin ardından şekillendiğini kaydetti. Mart ayında Brüksel’de gerçekleştirilen temaslara da atıfta bulunan Hristodulidis, sürecin yalnızca bir niyet aşamasında olmadığını, Kıbrıs sorununun temel başlıkları üzerinde çalışmaların sürdüğünü söyledi.
Rum lider, Birleşmiş Milletler’in olası bir daveti halinde müzakere sürecine katılmaya hazır olduklarını ifade ederken, sürecin Güney Kıbrıs’taki seçimler ya da Avrupa Birliği Konseyi dönem başkanlığı ile bağlantılı olduğu yönündeki değerlendirmeleri reddetti.
Öte yandan haberlerde, Türk tarafının Avrupa Birliği Konseyi başkanlığı ve seçim takviminin sürece etkisine ilişkin tezler ileri sürdüğü, Rum yönetiminin ise bu değerlendirmeleri zaman kazanma girişimi olarak nitelendirdiği aktarıldı.
Kıbrıs sorununda yeni diplomatik hareketliliğin özellikle temmuz ayı itibarıyla hız kazanmasının beklendiği ifade edilirken, Birleşmiş Milletler’in girişiminin taraflar arasında yeni bir müzakere sürecine zemin hazırlayabileceği kaydedildi.
