LGBT Çifte Yanlış Donör, Kardeşler Bile Akraba Çıkmadı

İngiltere’den gelen bir LGBT çiftin tüp bebek sürecinde yaşadıkları, KKTC'de alınan doğurganlık tedavilerine yönelik önemli soru işaretlerini gündeme getirdi.

LGBT Çifte Yanlış Donör, Kardeşler Bile Akraba Çıkmadı
01-04-2026 11:36

“Donör Skandalı”: Kuzey Kıbrıs’ta IVF Krizi – 
Laura, “James doğduktan kısa süre sonra bir şeylerin yolunda olmadığını hissettim” diyerek sürecin başından itibaren şüphe duyduklarını anlatıyor.
Beth ve Laura çifti, Kuzey Kıbrıs’taki bir tüp bebek merkezine başvurdu. İki kadın, kendi yumurtalarını kullanarak anonim ve sağlıklı bir sperm donörünü  seçti. En önemli talepleri ise her iki çocuk için de aynı donörün kullanılmasıydı.


Ancak yıllar sonra yapılan DNA testleri, durumun farklı olduğunu ortaya koydu.
Test sonuçlarına göre çocukların hiçbiri seçilen donörle biyolojik bağ taşımıyordu. Ayrıca kardeş olarak büyüyen çocukların birbirleriyle de biyolojik olarak akraba olmadığı belirlendi.
 Beth, “Bunun çocuklar için ne anlama geleceğini düşünmek bizim için en zor kısımdı” ifadelerini kullandı.
BBC’nin ulaştığı bilgilere göre benzer şüpheler taşıyan başka aileler de bulunuyor. Bazı ailelerin yaptırdığı DNA testleri, yanlış donör kullanılmış olabileceğine işaret ediyor.


Uzmanlar, tüp bebek süreçlerinde bu tür hataların nadiren yaşandığını, ancak birden fazla vakada ortaya çıkmasının dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.
Kuzey Kıbrıs, son yıllarda yurt dışından gelen hastalar için önemli bir tüp bebek merkezi haline gelmiş durumda. Daha geniş donör seçenekleri ve farklı uygulama imkanları nedeniyle tercih edilen bölgede, süreçlerin şeffaflığı ve denetimi tartışma yaratıyor.

KKTC’DE TÜP BEBEK UYGULAMALARINDA YASA–UYGULAMA ÇELİŞKİSİ

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) tüp bebek tedavilerine ilişkin yasal düzenlemeler, uygulamadaki farklılıklar nedeniyle yeniden tartışma konusu oldu. Mevzuata göre tüp bebek uygulamalarının yalnızca evli kadın ve erkek çiftlere yapılması öngörülürken, LGBT bireylere yönelik tedavilerin yasal kapsam dışında olduğu belirtiliyor.

Yasal çerçevede ayrıca taşıyıcı annelik uygulaması da açık şekilde düzenlenmiş değil ve bu yöntemin uygulanmasına izin verilmiyor. Yetkililer, mevzuata aykırı şekilde gerçekleştirilen işlemlerin ciddi yaptırımlara tabi olduğunu, bu kapsamda hapis cezasına kadar uzanan cezai sonuçların söz konusu olabileceğini vurguluyor.

Ancak yapılan incelemelerde, ülkede faaliyet gösteren bazı tüp bebek merkezleri arasında uygulama farklılıkları bulunduğu dikkat çekiyor. Bazı merkezlerin yasal sınırlar çerçevesinde hareket ettiği ifade edilirken, bazı merkezlerde ise farklı yöntem ve uygulamaların devreye alındığı, hatta kimi durumlarda yasal olarak izin verilmeyen işlemlere de kapı aralandığı iddia ediliyor.

Uzmanlar, bu durumun hem etik hem de hukuki açıdan ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirterek, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Mevzuat ile uygulama arasındaki bu uyumsuzluğun giderilmemesi halinde, hem hasta güvenliği hem de sistemin güvenilirliği açısından daha büyük sorunların ortaya çıkabileceği değerlendiriliyor.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER