Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avusturya’daki temaslarını sürdürüyor. Avusturyalı mevkidaşı Beate Meinl-Reisinger ile bir araya gelen Fidan, düzenlenen ortak basın toplantısında iki ülke ve AB-Türkiye arasındaki ilişkilere değindi. Açıklamalarına ev sahibi bakana misafirperverliklerinden ötürü teşekkür ederek başlayan Bakan Fidan, "Aslında iki ülke arasında gerçekten şu anda gündemimizi meşgul eden çok sayıda konu var. Bu iyi bir şey ve aramızdaki ilişkilerin yoğunluğunu gösteriyor. Kendisi ile de son 6 ayda herhalde 3 defa bir araya gelme imkanımız oldu. Çok sık da telefonla görüşerek hem ikili konuları hem de bölgesel konuları koordine etme imkanımız oluyor. En son Antalya Diplomasi Forumu’na katılmıştı" dedi.Görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve bölgesel konuları ele alma fırsatı bulduklarını ifade eden Fidan, temaslarındaki başlıklara ilişkin, "Ticaret konusu, düzensiz göçle mücadele, yatırım, terörizmle mücadele gibi konular önemli konular. Bazı konsolosluk konuları var ve onlara da girme imkanımız oldu. Biliyorsunuz, yaklaşık 5 milyar dolar civarında bir ticaret hacmimiz var. Bunu daha da yukarılara çıkarmak için uğraşıyoruz. Neler yapılabilir, neleri nasıl yapısallaştırabiliriz, onun arayışı içerisindeyiz. Bizler devletler olarak, hükümetler olarak iş adamlarımıza nasıl yardımcı olabiliriz, bu bizim için önemli. Bu konuda karşılıklı irademiz tam" dedi."Suriye’nin son bir yıldır ortaya koymuş olduğu politikaların öneminin altını çizdik"Düzensiz göç konusunu de ele aldıklarını ve iki ülke arasında bu konuda güzel bir iş birliği olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Türkiye esas itibarıyla göç konusunda gerçekten büyük bir tecrübe kazanmış durumda. Hem mültecilerle ve göçmenlerle ilgilenme, hem de göçmen sorununu nasıl yönetebiliriz o konuda beraber karşılıklı çalışıyoruz. Özellikle Suriye göçmenlerinin durumu, biliyorsunuz Suriye’nin şu anda yeniden istikrara kavuşmasıyla da yakından ilgili, Suriye’nin mevcut istikrarıyla da ilgili bu bağlamda kendileriyle fikir alışverişinde bulunduk. Özellikle şu anda Suriye’nin son bir yıldır ortaya koymuş olduğu istikrarlı yönetim politikalarının hem düzensiz göçle mücadelede hem de bölgesel barışı sağlamadaki öneminin altını çizdik" dedi.Avusturya’daki Türk toplumuAvusturya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin en canlı unsurlarından biri olarak nitelendirdiği Avusturya’da bulunan Türk toplumuna ilişkin konuları da ele aldıklarını ifade eden Bakan Fidan, "Türk toplumunun Avusturya’da siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel hayata etkin biçimde sunduğu katkılardan dolayı memnuniyet duyuyoruz. Avusturya’daki Türk toplumunun huzuruna verdiği katkılardan dolayı da Avusturya hükümetini burada özellikle tebrik etmek istiyorum" şeklinde konuştu."Şartlar üyelik sürecinde yapısal sorunların olduğunu ortaya çıkarmakta"Bölgesel konuları görüşmeden önce Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri de değerlendirdiklerini söyleyen Fidan, "Türkiye-AB ilişkileri gerçekten önemli. Hükümetimizin bu konudaki duruşunu biliyorsunuz. Cumhurbaşkanımız özellikle AB üyeliği konusundaki ülkemizin öteden beri AK Parti hükümetlerinde ortaya koymuş olduğu resmi politikada bir değişiklik olmadığını defaatle altını çizerek ifade etmekte. Fakat hem Avrupa’nın içinde bulunduğu şartlar hem de bölgesel gelişmeler bu üyelik sürecinde bir takım sorunların yapısal sorunların olduğunu da yadsınamaz bir şekilde ortaya çıkarmakta. Bununla beraber atılması gereken adımlar var. Özellikle gümrük birliğinin güncellenmesi, vize serbestisinin sağlanması konularında. Bunları çözmeye çalışıyoruz. Avrupa Birliği’nin (AB) rekabetçiliğini güçlendirmeyi amaçlayan ‘Made in EU’ ve benzeri girişimlere ülkemizin dahil edilmesi, Avrupa tedarik zincirlerinin etkinliği açısından son derece önemli. Bu iki konuda da Avusturya’nın güçlü desteğini bekliyoruz" dedi.Fidan, "Diğer taraftan bağlantısallık konusunda Avusturya ile gerçekten çok yapacak işimiz olduğunu da bu tartışmalarda gördük. Özellikle Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor ve dün biz Üç Deniz Girişimi inisiyatifine katılmıştık. Üç Deniz Girişimi’nin özellikle bağlantısallıkla ilgili önemli noktalarının altını çizdik. Avusturya ve Türkiye olarak Avrupa’nın Asya’nın hangi bağlantısallık projeleriyle birbirine daha etkin nasıl bağlanabileceği, enerji güvenliği konusunda koridor açma konusunda neler yapılabilir, bu konuda da iyi bir görüş alışverişinde bulunduk" ifadelerini kullandı."İsrail’in daha nitelikli bir uluslararası baskı altına alınması gerekiyor"Gazze Şeridi’ndeki bölgesel başlıklara da değinen Fidan, "Gazze’deki barış planının nasıl gittiği konusunda fikir teatisinde bulunduk. Her iki taraf da kendileri de ifade ettiler; Gazze’deki barış planının öngörüldüğü gibi, kağıda yansıtıldığı gibi, şartlara uygun bir şekilde ilerlemesi önemli. Tarafların bu şekilde ortaya koyacağı çaba önemli. Özellikle İsrail’in isteksizliğinin baskı altına alınması, ihlallerinin önlenmesi Gazze’de ikinci aşamaya geçiş için fevkalade önemli. Bu konuda hem uluslararası toplumu hem ara bulucuların hem de barış kurulunda olan bütün aktörleri gereken tedbirleri alma konusunda da açıkçası uyarıyoruz. Bölgedeki İsrail yayılmacılığının bir uzantısı olan Gazze ve Batı Şeria’daki şartlar, bölgeye de hizmet etmiyor, Avrupa’ya da hizmet etmiyor. Daha fazla istikrarsızlık, daha fazla enerji güvenliği açısından sorun, daha fazla düzensiz göç ortaya çıkarıyor. En son Lübnan’da biliyorsunuz bir milyon insan, İsrail işgali sonucu yerlerinden edilmiş oldu. Bunun yaygınlaşması sonunda daha fazla göç ortaya çıkabilir. Onun için İsrail’in bu konuda daha nitelikli bir uluslararası baskı altına alınması gerekiyor" dedi.Fidan, "Özellike Rusya-Ukrayna savaşı konusunda da geldiğimiz noktada mevcut riskleri ve çözüme nasıl ulaşabiliriz, barışa nasıl ulaşabiliriz bu konuda da görüş alışverişinde bulunduk. Türkiye’nin pozisyonu dahilinde biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız öteden beri özellikle bu savaşın durması konusuda elinden geleni yapmakta. Türkiye, 2022’den itibaren Rusya-Ukrayna müzakerelerine çeşitli boyutlarda ve seviyelerde ev sahipliği yapıyor. Amerika’nın yürüttüğü ara buluculuk desteğine de güçlü bir destek veriyor. Bu politikayı da biz destekliyoruz. Bu konuda üzerimize ne düşerse yapmaya büyük bir titizlikle devam edeceğiz" dedi."Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın bir an önce aşılıp normal hayata dönülmesi gerekiyor"Dışişleri Bakanı Fidan, "Diğer taraftan İran ve Amerika arasında devam eden müzakerelerin bir an önce neticeye kavuşması için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Özellikle bu krizin bir an önce sona ermesi ve bu krizden kaynaklanan Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın bir an önce aşılıp normal hayata dönülmesi gerekiyor. Enerji fiyatları, enerji tedariği, özellikle de bölge ülkelerine dönük gıda ve ürün tedariğinde çok ciddi sıkıntılar var. Aslında Hürmüz Boğazı, sayın mevkidaşımla da tartıştığım gibi, alternatif bağlantısallığın önemini bir kez daha vurgulamış oldu" ifadelerini kullandı.Fidan, ABD-İran arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yürütülen temaslara da değinerek, "İslamabad’da başlayan müzakereler, inşallah başarıyla sonuçlanır. Bu konuda taraflarla temas halindeyiz. Elimizden gelen bütün desteği taraflara bu İran ihtilafının da çözülmesi için vermeye gayret ediyoruz. Bu konuda yoğun bir mesaimiz var" dedi."(İran-ABD müzakereleri) Önümüzdeki birkaç günün çok kritik olduğunu düşünüyorum"Basın toplantısında İran savaşında siyasi bir çözümün mümkün olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Fidan, "Devam eden müzakereleri konuşmamda da ifade etmeye çalıştım, biz destekliyoruz, elimizden gelen gayreti gösteriyoruz, bu önemli bir konu. Şu anda ateşkesin uzatılması önemli bir husus. Siz tekrar bir ablukanın gündeme geldiğini ifade ettiniz ama bizim için önemli olan tekrar savaşa dönülmemesi. Şimdi, ateşkes ilk ilan edildiğinde, 15 günlüğüne, biz o zaman da ifade etmiştik, anlaşmaya varılması gereken maddeler çok önemli ve çok fazla. Bunların iki hafta içerisinde çözülmesi mümkün olmayabilir, ilave uzatmalara ihtiyacımız olabilir. Ben tarafların da bu konuda açıkçası istekli olduğunu gördüm. Çünkü uluslararası toplumun baskısı bunu da biraz gerekli kılıyor. Ben bundan sonraki süreçte önümüzdeki birkaç günün çok kritik olduğunu düşünüyorum. Özellikle tarafların şu anda belli pozisyonları netleştirmesi itibarıyla bu birkaç gün çok önemli. İki tarafın da özellikle bir ateşkese ve barışa daimi olarak ulaşma niyetiyle ve Hürmüz Boğazı’nı açma niyetiyle hareket etmeleri fevkalade önemli. Burada halledilmesi gereken bazı detaylı konular var. Burada da ben Pakistanlı kardeşlerimizin maharetine güveniyorum. Bizim de desteğimiz devam edecek" dedi."Üyelik şartları sağlansa da AB’nin Türkiye’yi birliğe kabul edecek bir siyasi iradesi yok"Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın çözümüne yönelik çabaları ve Türkiye’nin artan jeostratejik, jeopolitik ve jeo-ekonomik önemine rağmen AB’nin Türkiye’nin üyeliğinin neden gerçekleşmediğine ilişkin bir soruya cevabında Fidan, "Burada şimdi şu önemli; biz hiçbir zaman için üyelik koşullarının gerçekleşmemesi ve gerçekleşmeden girilmesi gibi bir talep içerisinde olmadık. Tabii ki bir yere girecekseniz bunun şartları vardır. Bu şartlar önünüze konur ve siz bu şartlara uyduğunuz zaman buraya girersiniz. Fakat sorun şurada; Avrupa Birliği’nde ‘Şartlar sağlandığı zaman biz Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olmasını kabul ediyoruz’ şeklinde bir siyasi irade yok. Dolayısıyla bu siyasi irade maalesef 2007 yılında Sayın Sarkozy tarafından öldürüldü. Sayın Schröder ve Sayın Chirac tarafından daha önce ortaya konan Avrupa siyasi iradesi, Sayın Sarkozy ile beraber ortadan kaldırıldı. Yani bizim değerlendirme aşamalarına geçmemiz için Avrupa Birliği’nde bir siyasi iradenin deklare edilmesi gerekiyor. Daha sonra hangi fasıl nasıl açılır hangisi kapanır ona bakarız" açıklamasını yaptı."Jeostratejik olaylar bizi beraber çalışmaya mecbur ediyor"Küresel ve bölgesel gelişmelerin taraflar arasındaki iş birliğini zorunlu hale getirdiğini vurgulayan Bakan Fidan, "Ama diğer taraftan jeostratejik olaylar öylesine gelişiyor ki bizim Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin doğasının ne olduğuna bakmaksızın bizi beraber çalışmaya mecbur ediyor. Rusya-Ukrayna krizi, Orta Doğu’da olan kriz, Hürmüz Boğazı, bölgemizde olan gelişmeler, Balkanlar’daki istikrarın devam etmesi, aramızdaki ticaret hacmi, ortak ticaret direnci, savunma tabanının oluşturulması gibi çok fazla konu var. NATO’da hep beraber ne yapacağız, yeni Avrupa güvenlik mimarisini nasıl oluşturacağız, rekabet şartlarını nasıl geliştireceğiz, o kadar çok konu var ki. Yani Avrupa ile Türkiye’yi bir araya getirdiğiniz zaman 500 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz. Ama maalesef Avrupa Birliği’nin içerisinde de bir takım kurallara dayalı bazı açmazlar var. Yani 27 ülkenin diyelim 26’sı, 400 milyon insan bir şey isteyebilir ama bir milyondan az insanın tercihi, onu yetersiz hale getirebilir. Dolayısıyla 500 milyonluk Türkiye ile Avrupa Birliği’nin geleceği, bir ülke tarafından esir alınabilir. Yani mevcut sistem, bunu mümkün kılıyor" dedi."Avrupa Birliği tarafında, bir takım, irade ortaya koyma konusunda sıkıntılar var"Fidan, "Sadece üyelikle ilgili değil. İlişkide atılacak pragmatik adımlarla da alakalı. Avrupa güvenliği ile ilgili adımlar var, Avrupa’nın kritik altyapı sorunları ile ilgili konular var, Avrupa’nın daha fazla ticari olarak rekabet edebilirliği ile ilgili alan var, Avrupa’daki dijital alanın genişletilmesiyle ilgili alanlar var, bütün bu alanların hepsinde 500 milyonluk ortak yapı bir şey elde edebilecekken, bir milyondan az bir ülke, çok fazla buna engel olur ve hiç kimse de buna bir şey diyemez. Şimdi tabii böyle bir taktik sorunun, büyük bir stratejik menfaati önlüyor oluşu ve buna bir çözüm getirilememesi de ayrıca bir çıkmaz alan. Bu tabii Avrupa’nın kendi içerisinde çözmesi gereken bir sorun. Ama bizim realist olarak izlediğimiz politika şu; Türkiye ile Avrupa’nın ilişkilerinin her zaman için iyi olması gerekiyor. İki taraf, ticaret hacmi, Sayın Bakan da ifade etti, gerçekten 250 milyar dolara yaklaşan bir ticaret hacmi var. Ve bu altın orana sahip neredeyse, yüzde 50-yüzde 50 düzeyinde ve ticaret açığı iki tarafta da yok. Ve gümrük birliği anlaşması güncellense, bu 250 milyar doların hemen 500 milyar dolara çıkma ihtimali de var, yapılan bütün hesaplamalara göre. Her iki taraf da bunu yapmak istiyor ama bir türlü adım atamıyorlar. Burada Avrupa Birliği tarafında, bir takım, irade ortaya koyma konusunda sıkıntılar var. Üyelik konusunda demiyoruz, mevcut aramızdaki anlaşma gümrük birliği anlaşması, hadi gelin bunu bir güncelleyelim, bu her iki tarafın da menfaatine, bunu Avrupa Birliği bürokratları da bize söylüyor ama bir yerde bir irade tıkanması var. Umarım bu aşılır. Ama dediğim gibi Cumhurbaşkanımızın bu konuda Türk milleti adına aldığı irade, kullandığı irade belli. Bizim bu konuda bir sıkıntımız yok. Umarım var olan ilişkilerimizi daha ileri bir noktaya taşırız" ifadelerini kullandı."Avrupa ile ilişkilerimizi, her alanda ilerletmeye çalışıyoruz"Basın toplantısında Türkiye’nin Avrupa’daki son siyasi hamlelerine ilişkin bir soru alan Fidan, "Avrupa ile ilişkilerimizi her alanda ilerletmeye çalışıyoruz. Geçtiğimiz hafta İngiltere’de Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi’ni imzaladık. İngiltere ile ilişkilerimiz gayet iyi, sürekli artıyor ve ilerliyor. Bunu daha da kalıcı ve sistemli bir hale getirmek için her iki taraf da siyasi irade ortaya koydu ve stratejik ortaklık çerçeve belgesi imzalandı. Aslında bizim Avrupa ülkeleriyle ikili bazda ilişkilerimiz gerçekten çok iyi. Yani, bir tanesiyle belki çok sıkıntılı konularımız var, bir diğeriyle biraz daha sıkıntılı ama geri kalan ülkelerle ticari konularımız güvenlik konularımız, savunma sanayi, aklınıza gelen bütün konularda gerçekten çok iyi ilişkilerimiz var. Ama Avrupa Birliği olarak kurumsal ilişkiye geldiği zaman orada işler değişiyor" dedi.Bakan Fidan, "Dediğim gibi, onun başka bir boyutu var. Ama biz hem Avrupa Birliği kurumlarıyla hem de Avrupa ülkeleriyle ilişkilerimizi en iyi şekilde ilerletmeye devam edeceğiz. Diplomatlar olarak bu bizim görevimiz. Her iki tarafın, hem Avrupa tarafının hem Türk tarafının gerçekten ticareti ilerletmeye, daha fazla dayanışmaya, krizlerle dolu bu coğrafyada daha dayanıklı olmaya ihtiyacımız var. Yoksa, ittifakların azaldığı, itilafların çoğaldığı, zaten var olan krizlerin yönetilmesinde zorluk yaşadığımız bir yerde taraflar giderek daha fazla birbirlerini yıpratır. Ben Sayın Bakanın yaklaşımını da gerçekten çok takdir ediyorum. Özellikle Üç Deniz Girişimi’nde de görüldüğü gibi beraber de bir konseptte karar birliği kıldık. Yani buranın özellikle enerji güvenliği gibi konularda bir fonksiyona ulaşması örnek bir model teşkil eder" ifadelerini kullandı.Türkiye ile Avusturya arasında enerji alanı başta olmak üzere birçok alanda iş birliği yürütülebileceğinin altını çizen Bakan Fidan, "Avusturya ile Türkiye arasında enerji birliği, enerji özellikle bölgesel güvenliği açısından çok fazla iş birliği yapılabilir. Avusturya’nın çok iyi enerji firmaları var, uluslararası tecrübesi olan, kendisi burada enerji üretmiyor ama enerji firmaları gerçekten uluslararası arenada çok güçlü. Türkiye’deki büyük enerji altyapısıyla, Türkiye biliyorsunuz giderek hem bir geçiş güzergahı hem bir ‘hub’ olma durumunda. Şu anda büyük LNG terminallerimiz var onlar da yakında Avrupa enerji güvenliği için daha fazla devreye sokma konusunda bir duruş var. İnanılmaz bir iş birliği potansiyeli var. Bize tek düşen oturup bu iş birliği alanlarını yapıcı bir şekilde ortaya koyup, karara bağlayıp bir an önce uygulamak" dedi.
Bir ülkenin sınırı… Haritada çizilmiş bir hat değil, egemenliğin en sert cümlesidir.
2026-04-26 09:22 - -