Yılın ilk haftası…
Dünya bir “siyaset romanı” sahnesiyle uyandı.
Ama bu bir roman değil: gerçek.
Ve bu gerçek, hem uluslararası hukuku hem de güç dengelerini tekrar tartışmaya açtı.
ABD, Venezuela’ya bir sabah şafak vaktinde geniş çaplı bir askeri operasyon düzenledi.
Bu operasyonun adı: "Operation Absolute Resolve "yani “Mutlak Kararlılık.”
Sonuç mu?
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores yakalandı, Amerika Birleşik Devletleri’ne uçuruldu ve New York’ta federal mahkemede yargılanmak üzere bekletiliyorlar.
Yakalanış şekli mi?
Delta Force ; ABD ordusunun en seçkin özel kuvvet birimi yatak odasında…
Operasyonun süratini anlatmaya gerek yok; “film gibi” diyor Trump.
Demokrasi mi, Petrol mü?
Washington’un açıklaması net:
Maduro, narco-terörizm suçlamalarıyla mahkemeye çıkarılacak…
Bir nevi “Amerikan adaletini” Venezuela’ya ihraç edecekler.
Ama bu “adalet ihracı” kokan şey, basit bir hukuki işlemden daha fazlası.
Trump’ın ağzından dökülenler, operasyona “geçici yönetim” planının eşlik ettiğini gösteriyor:
ABD, Venezuela’yı “geçici olarak yöneteceğiz” diyor ; petrolü akıtmak için…
Şunu sormak hakkımız:
Demokrasi için mi geldiler, yoksa petrol kuyularının kontrolü için mi?
Çünkü Türkiye’nin bile yakından bildiği gibi, uluslararası siyaset “iyi niyet mektupları”yla yürümüyor.
Petrol, gaz, stratejik kaynaklar…
Bunlar masadaki gerçek pullar.
Sürpriz mi, Sonuç mu?
Maduro’yu devirmek bir gün değil, yıllardır ABD dış politikasının gündemindeydi.
Ama “bir ülke başkanını yatağından alıp başka bir ülkenin mahkemesine götürmek”
modern tarih için eşine az rastlanır bir hamle.
“Bu hamle, devlet egemenliğine kelepçe takmaktır”
Birleşmiş Milletler’de acil toplantıya çağrıldı.
Rusya, Çin ve birçok ülke böyle bir uygulamayı uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirdi.
Maduro düşmedi, ihtilâl uçakla uçuruldu.
Bu Olay Sadece Venezuela’yı mı Sarsar?
Hayır.
Bu, Amerika kıtasında, Orta Doğu’da, Afrika’da, Asya’da yankı bulacak bir sarsıntı:
Petrol piyasaları yeniden şaşkın ;Venezuela’nın üretimi dünya dengelerini oynatır.
Artık herkes “sırada kim var?” diye birbirine bakıyor; demokrasi söylemiyle “egemenlik satrancı” arasındaki çizgi iyice silikleşti.
Rusya ve Çin, ABD’nin bu hamlesini yeni bir hegemonyacılık örneği olarak nitelendiriyor ve kendi etki bölgelerini yeniden güçlendirmeye çalışacaklar.
Ayrıca bu emsalin bir daha nasıl kullanılacağını başka bir endişe konusu...
Türkiye için de ders net:
“Ekonomik çıkarlar, stratejik dengeler ve ulusal egemenlik muhabbeti, artık sadece güzel söylemlerle yürümeyecek.”
Yeni Bir Dünya Düzeni Mi?
Belki de bu olay, “tek kutuplu dünyanın” son yapraklarından biri.
ABD diyor ki:
“Demokrasiyi koruyorum.”
Kritikler diyor ki:
“Bu bir güç gösterisi.”
Ve dünya…
Once Maduro’yu tarttı, sonra ABD’nin hamlesini tartıyor.
Şu an tek emin olabileceğimiz şey:
Uluslararası ilişkiler artık eski masallarla yürümüyor.
Artık her satır arkasında çıkar, güç dengesi ve stratejik hesap var.
Ve Maduro…
Bir zamanlar koltuğunun arkasına sığınan adam…
Şimdi New York’ta güvenlik kameraları altında bekliyor.
Bu sadece Venezuela’nın hikâyesi değil.
Bu, dünya sahnesinde yeni bir bir perdenin ilk kareleri.