Başbakan Ünal Üstel, Şehit Teğmen Caner Gönyeli-2026 Arama Kurtarma Davet Tatbikatı’nın ardından yaptığı konuşmada, tatbikatın yalnızca bir eğitim faaliyeti olmadığını, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının güvenliğine, devletine, egemenliğine ve geleceğine sahip çıkan güçlü iradenin sahadaki yansıması olduğunu vurguladı.
Tatbikatın adını 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında şehit düşen Teğmen Caner Gönyeli’den aldığını hatırlatan Üstel, tatbikatın Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki sarsılmaz bağların, askeri iş birliğinin ve ortak güvenlik anlayışının en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi.
“Doğu Akdeniz her zamankinden daha kritik bir dönemden geçmektedir”
Bölgede yaşanan gelişmelere değinen Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin son yıllarda hız verdiği silahlanma faaliyetlerini ve yabancı ülkelerle geliştirdiği askeri iş birliklerini yakından takip ettiklerini belirtti.
Üstel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün Doğu Akdeniz her zamankinden daha kritik bir dönemden geçmektedir. Bölgemizde yeni ittifaklar kurulmakta, yeni askeri yapılanmalar oluşturulmakta ve enerji kaynakları üzerinden yeni hesaplar yapılmaktadır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin son yıllarda hız verdiği silahlanma faaliyetlerini, yabancı askeri güçlerle geliştirdiği iş birliklerini ve bölgemizdeki dengeleri değiştirmeye yönelik girişimlerini yakından takip ediyoruz.
Fransa ile yapılan askeri iş birlikleri, adadaki yabancı askeri varlığın artırılmasına yönelik girişimler ve Doğu Akdeniz’de oluşturulmaya çalışılan yeni dengeler bizim açımızdan dikkatle değerlendirilmektedir.
Ancak herkes şunu çok iyi bilmelidir; Kıbrıs Türk Halkı yalnız değildir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yalnız değildir. Bu toprakların arkasında güçlü bir devlet, güçlü bir ordu ve güçlü bir millet vardır. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin ve fiili garantörlüğü, Kıbrıs Türk Halkının güvenliğinin temel teminatıdır.”
Türkiye’nin savunma sanayisinde son yıllarda önemli başarılara imza attığını ifade eden Üstel, bu gücün aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının da gücü olduğunu söyledi.
Üstel, “Türkiye’nin bölgede artan gücü, savunma sanayisindeki tarihi başarıları, diplomatik etkinliği ve küresel ölçekte yükselen konumu sadece Türkiye’nin değil, Kıbrıs Türk Halkının da gücüdür. Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın en güçlü ordularından biridir. Türk savunma sanayisi kendi gemisini, kendi hava savunma sistemlerini, kendi helikopterini, kendi füzesini ve kendi insansız hava araçlarını üreten bir seviyeye ulaşmıştır. Türkiye artık sadece bölgesel değil, küresel ölçekte söz sahibi olan güçlü bir devlettir. Bu güç, Kıbrıs Türk Halkının da gücüdür. Bu güç, Doğu Akdeniz’de barışın güvencesidir. Bu güç, Mavi Vatan’ın güvencesidir” dedi.
“Biz bu topraklarda misafir değiliz, bu toprakların sahibiyiz”
Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Üstel, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü kabul edilmeden ortaya konulacak herhangi bir çözüm modelinin sürdürülebilir olmayacağını kaydetti.
Üstel şöyle devam etti:
“Kıbrıs meselesinde de duruşumuz nettir. Kıbrıs Türk Halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü kabul edilmeden, adadaki iki halk ve iki devlet gerçeğine dayanılmadan ortaya konulacak hiçbir çözüm modeli sürdürülebilir olmayacaktır. Geçmişte başarısız olan yaklaşımların yeniden denenmesinin kimseye faydası yoktur. Kıbrıs Türk Halkı kendi devletinden, egemenlik haklarından ve eşit statü talebinden vazgeçmeyecektir.
Dünyaya çağrımız nettir; Doğu Akdeniz’de kalıcı barışın yolu Kıbrıs Türk Halkının haklarının teslim edilmesinden, adadaki gerçeklerin kabul edilmesinden ve iki tarafın eşitliği temelinde yeni bir anlayışın geliştirilmesinden geçmektedir.”
Kıbrıs Türk halkının devletinden ve egemenliğinden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Üstel, şu ifadeleri kullandı:
“Hiç kimse Kıbrıs Türk Halkını yalnız görme hatasına düşmemelidir. Hiç kimse Kıbrıs Türk Halkının devletini, egemenliğini veya güvenliğini pazarlık konusu yapabileceğini düşünmemelidir. Hiç kimse Kıbrıs Türk Halkını bu topraklardan koparabileceğini hayal etmemelidir.
Biz bu topraklarda misafir değiliz. Biz bu toprakların sahibiyiz. Bu devleti büyük bedeller ödeyerek kurduk. Özgürlüğümüzü büyük fedakârlıklarla kazandık. Bugün sahip olduğumuz huzur ve güvenlik ortamının arkasında ise kahramanlarımızın fedakârlıkları vardır.”
Tatbikatın aynı zamanda güçlü bir mesaj taşıdığını belirten Üstel, “Bu tatbikat aynı zamanda güçlü bir mesajdır. Kıbrıs Türk Halkının güvenliğinin tesadüflere bırakılmayacağının mesajıdır. Türkiye ile KKTC arasındaki kardeşliğin ve ortak savunma anlayışının sarsılmaz olduğunun mesajıdır. Doğu Akdeniz’de barışın korunması için gerekli her türlü hazırlığın yapıldığının mesajıdır” dedi.
Konuşmasının sonunda barış ve istikrar vurgusu yapan Üstel, “Biz savaş istemiyoruz. Biz gerginlik istemiyoruz. Biz bölgemizde barış, istikrar ve iş birliği istiyoruz. Ancak barışın en büyük güvencesinin güçlü olmak olduğunu da biliyoruz. Caydırıcı olmak, hazırlıklı olmak ve güçlü olmak zorundayız. Bugün burada gördüğümüz tablo da tam olarak budur; hazır bir devlet, hazır bir ordu, hazır bir millet” ifadelerini kullandı.