Guterres Kıbrıs’a geliyor...

Çözüm mü, veda mı?

Guterres Kıbrıs’a geliyor...
18-07-2026 07:42
Google News


Antonio Guterres Kıbrıs’a geliyor.
Ve daha gelmeden o tanıdık hava yeniden yaratılıyor:
“Yeni süreç…”
“Yeni hareketlilik…”
“Yeni umut…”
Peki ne değişti?
Hiçbir şey.
Ortak zemin yok.
Tarafların pozisyonları birbirinden uzak.
Güven yaratıcı önlemlerde bile somut ilerleme sağlanamadı.
Ama yine yeni bir defter açılıyormuş gibi davranılıyor.
Guterres, 2017’de BM Genel Sekreteri oldu.
Göreve geldiği yıl Crans-Montana’nın çöküşüne bizzat tanıklık etti.
Aradan dokuz yıl geçti.
Temsilciler geldi, gitti.
Toplantılar yapıldı.
Liderler görüştü.
Fotoğraflar çekildi.
Sonuç?
Ortak zemin hâlâ yok.
Şimdi Guterres, görev süresinin sona ermesine yaklaşık beş ay kala Kıbrıs’a geliyor.
Dokuz yılda bulunamayan ortak zemin, üç günlük ziyarette mi bulunacak?
BM’nin Kıbrıs’ta yıllardır uyguladığı yöntem artık inandırıcılığını kaybediyor.


Ortak zemin bulunamıyor, temsilci geliyor.
Sonuç çıkmıyor, toplantı yapılıyor.
O da olmuyor, yeni bir format deneniyor.
Süreç değişiyor gibi gösteriliyor.
Değişmeyen tek şey sonuçsuzluk.
Bu, çözüm üretmekten çok oyalamaya benziyor.
Son dönemde yine türlü senaryolar dolaşıma sokuldu.
Yeni planlar…
Yeni modeller…
Yeni formüller…
Ortada resmî bir belge yok.
Üzerinde uzlaşılmış yeni bir plan yok.
Ortak zemin zaten yok.
Ama beklenti yaratmakta sınır yok.
Diplomasi “olacak, edilecek” üzerinden yürütülmez.
Belgesi olmayan senaryolarla kamuoyu oyalanır, çözüm masası kurulmaz.
Kıbrıs’ın sorunu toplantı eksikliği değil.
Masa eksikliği hiç değil.
Sorun, o masaya oturacak tarafların Kıbrıs’ın geleceğini tamamen farklı görmesi.
Taraflar daha yolun nereden başlayacağı konusunda anlaşamıyor.
BM ise yıllardır onları aynı yolun sonuna ulaştırmaya çalışıyor.
Olmayınca yöntem değişmiyor.
Sadece takvime yeni bir toplantı ekleniyor.
Guterres’in ziyareti elbette önemlidir.
Ama her ziyareti “tarihi fırsat”, her görüşmeyi “yeni süreç”, her fotoğrafı “çözüm umudu” diye sunmanın artık bir karşılığı yok.
Bu filmi daha önce gördük.
“Yapıcı görüşme…”
“Samimi fikir alışverişi…”
“Diyalog sürmeli…”
Sonra?
Guterres New York’a.
Liderler makamlarına.
Taraflar pozisyonlarına.
Kıbrıs meselesi kaldığı yere.
Bana göre bu ziyaret, yeni bir çözüm sürecinin başlangıcından çok, Guterres’in görev süresi sona ermeden önce 2017’den bu yana sonuç alamadığı Kıbrıs dosyasına son kez dokunma çabasıdır.
Bir nevi veda ziyareti.
Çünkü Kıbrıs’ta yıllardır yapılan şey, yeni bir süreç
başlatmaktan çok yeni bir süreç başlıyormuş hissini canlı tutmak.
Biri diplomasi.
Diğeri oyalama.
Ortak zemin olmadan yeni süreç aramak ise abesle iştigal.
Ve asıl mesele tam da burada.
BM, Kıbrıs’ı hâlâ yalnızca çözülmesi gereken bir “sorun”, Kıbrıs Türk halkını da bu sorunun bir tarafı olarak görmeye devam ettiği sürece gerçek anlamda bir adım atılabileceğine inanmıyorum.
Çünkü önce görülmesi ve idrak edilmesi gereken bir gerçek var:
KKTC bir devlettir.
BM, Ada’da iki ayrı halkın, iki ayrı demokrasinin ve iki ayrı devletin var olduğu gerçeğini idrak ettiği gün, gerçek bir ortak zeminin kapısı da ancak o zaman aralanabilir.
O masanın kurulabilmesi için de Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü teslim edilmelidir.
Önce eşitlik.
Önce statü.
Sonra masa.
Aksi halde masa kurulur, fotoğraf çekilir, açıklama yapılır…
Ama tarih yine tekerrür eder.
Çünkü taraflardan birini diğerinin statüsüne mahkûm ederek ortak zemin aranmaz.
Ortak zemin, ancak eşitlerin üzerinde durabileceği bir zemindir.
BM bunu idrak ettiği gün, belki gerçekten yeni bir süreçten söz edebiliriz.
O güne kadar?

Yeni temsilciler, yeni ziyaretler, yeni masalar…

TEK SOMUT GERÇEK

BU ZİYARETTEN BİR ŞEY ÇIKMAZ...

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ARŞİV ARAMA