Egemen Bağış:''Bu Bir Tercih Değil Zorunluluk”

Eski AB Bakanı ve Büyükelçi Egemen Bağış, Avrupa Birliği’nin mevcut küresel gelişmeler karşısında Türkiye ile ilişkilerini daha ileri bir düzeye taşıması gerektiğini dile getirdi.

Egemen Bağış:''Bu Bir Tercih Değil Zorunluluk”
26-04-2026 08:42
Google News

Bağış, “EU Today” için kaleme aldığı değerlendirmede, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin son açıklamalarını ele aldı. Von der Leyen’in Türkiye’yi Rusya ve Çin ile aynı jeopolitik çerçevede değerlendirmesine değinen Bağış, bu yaklaşımın gerçek tabloyu basitleştirme riski taşıdığına dikkat çekti.

Türkiye’nin uzun yıllardır NATO üyesi, AB’ye aday ülke ve Avrupa’nın güvenliği ile ekonomik bütünleşmesine katkı sağlayan bir aktör olduğunu vurgulayan Bağış, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye, on yıllardır Avrupa’nın güvenliğine, ekonomik entegrasyonuna ve bölgesel istikrarına katkıda bulunan bir ortaktır. Stratejik değerlendirmelerin bu gerçekleri yansıtması ve işbirliğini zedeleyebilecek söylemlerden kaçınılması gerekmektedir.”

AB’nin artan küresel rekabet ve belirsizlik ortamında baskı altında olduğuna işaret eden Bağış, Rusya-Ukrayna savaşının Avrupa’nın güvenlik mimarisini değiştirdiğini belirtti. Bu çerçevede, “Avrupa, Türkiye ile daha güçlü bir ortaklık kurmadan stratejik hedeflerine tam anlamıyla ulaşabilir mi?” sorusunu gündeme getirdi.

Türkiye’nin enerji arzının çeşitlendirilmesi, göç yönetimi, savunma işbirliği ve bölgesel istikrar gibi alanlarda kritik bir rol üstlendiğini ifade eden Bağış, ülkenin yalnızca bir muhatap değil, aynı zamanda “kilit bir kolaylaştırıcı” konumunda olduğunu vurguladı.

Balkanlar’ın Avrupa için önemine de değinen Bağış, bölgenin kalıcı istikrar açısından bir sınav niteliği taşıdığını belirtti. Türkiye’nin bölgedeki rolünün rekabetten ziyade tamamlayıcı olarak görülmesi gerektiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye, bölge genelindeki uzun vadeli bağlarıyla ekonomik entegrasyonu, altyapı projelerini ve diplomatik temasları desteklemiştir. Bu çabaların Avrupa stratejileriyle uyumlu hale getirilmesi genel etkinliği artıracaktır.”

Türkiye-AB ilişkilerinde zaman zaman algıların belirleyici olduğuna dikkat çeken Bağış, kimlik ve aidiyet tartışmalarının yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.
“İleriye dönük bir ilişki, miras alınan varsayımların ötesine geçerek daha kapsayıcı ve pragmatik bir yaklaşımı gerektirir.” ifadelerini kullandı.

Son yıllarda taraflar arasındaki işbirliğinin daha çok göç ve kriz yönetimi gibi alanlarda yoğunlaştığını hatırlatan Bağış, bunun ilişkinin tamamını yansıtmadığını kaydetti. Daha sistematik bir yaklaşım gerektiğini belirterek şu başlıklara dikkat çekti:
“Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, enerji ve savunma alanlarında işbirliğinin geliştirilmesi, Balkanlar’da koordinasyonun artırılması ve siyasi diyaloğun yeniden canlandırılması.”

Bu adımların yalnızca Türkiye-AB ilişkilerini güçlendirmekle kalmayacağını belirten Bağış, aynı zamanda Avrupa’nın stratejik dayanıklılığına katkı sağlayacağını ifade etti.

Küresel düzeyde rekabet ve belirsizliklerin arttığını vurgulayan Bağış, ortaklıkların artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirtti. Türkiye’nin bu süreçte önemli bir aktör olmayı sürdüreceğini dile getirerek şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’nin AB sürecinde ilerleyip ilerlememesinden bağımsız olarak, Avrupa’nın enerji, güvenlik ve bölgesel istikrar gibi alanlardaki zorlukları aşmasında Türkiye ile yakın işbirliği önemli faydalar sağlamaktadır.”

Bağış, Türkiye-AB ilişkilerinin bir bağımlılık değil karşılıklı çıkar temelinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Mesele Türkiye’nin Avrupa için önemini koruyup korumayacağı değil, Avrupa’nın bu ortaklıktan tam anlamıyla yararlanmayı tercih edip etmeyeceğidir.” dedi.

AB’nin barış ve istikrar sağlayıcı rolünü sürdürmek istemesi halinde Türkiye gibi ortaklarla işbirliğini güçlendirmesi gerektiğini belirten Bağış, bunun hem Avrupa’nın hem de Türkiye’nin çıkarına olacağını sözlerine ekledi.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
ARŞİV ARAMA