Ana içeriğe geç

aktifhaberkibris.com, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve KKTC geneli tüm özel haberler...

HAKKINI TESLİM ETMEK DE BİR ERDEMDİR!

Siyasette vaat vermek kolaydır. Asıl mesele, verilen sözleri icraata dönüştürebilmektir. Çünkü devlet yönetmek yalnızca kürsülerde konuşmak, rakipleri eleştirmek ya da geleceğe ilişkin güzel cümleler kurmak değildir.

FLAŞ
HAKKINI TESLİM ETMEK DE BİR ERDEMDİR!

HAKKINI TESLİM ETMEK DE BİR ERDEMDİR!

Başbakan Ünal Üstel’in “Hayatı Kolaylaştıran Projeler Lansmanı” başlığı altında düzenlediği basın toplantısını bir çok açıdan önemli buldum.

Neden mi?

Çünkü Üstel, yalnızca 2033 hedeflerini anlatmadı. Önce 2022 yılından bu yana ortaya koydukları icraatları rakamlarla sıraladı.

Ve kabul etmek gerekir ki ortada görmezden gelinemeyecek bir tablo var.

RAKAMLARIN SİYASİ GÖRÜŞÜ OLMAZ

Üstel’in açıkladığı verilere göre 2022 yılında 74 milyar TL olan gayrisafi millî hasıla, 2025 sonunda 333 milyar TL’ye yükseldi.

Kişi başına düşen millî gelir 12 bin 245 dolardan 20 bin 121 dolara çıktı.

Aktif sigortalı çalışan sayısı 36 bin 159 kişi artarak 168 bin 647’ye ulaştı. Toplam istihdam 43 bin 561 kişi arttı, yaklaşık 10 bin yeni şirket kuruldu.

Brüt asgari ücret ise 526 dolardan 1.504 dolara yükseldi. Döviz bazında yaklaşık %186’lık artıştan söz ediyoruz.

Elbette hayat pahalılığı var. Elbette kiralar yüksek, vatandaşın geçim sıkıntısı devam ediyor. Nominal büyüme ile gerçek refahın aynı şey olmadığını da biliyoruz.

Ama bütün bunları söylerken açıklanan istihdam ve ücret artışlarını yok saymak da objektiflik değildir.

Siyasetçinin görevi yaptığı işleri anlatmak, bizim görevimiz ise anlatılanları sorgularken yapılanların da hakkını teslim etmektir.

Eleştirmek kadar takdir etmeyi bilmek de bir erdemdir.

DEVLET OLMAK BAZEN BİR HAVALİMANIDIR

Yıllarca tamamlanamayan Ercan Havalimanı’nın yeni terminali açıldı.

Girne ve Güzelyurt devlet hastaneleri hizmete girdi. Dört yeni sağlık merkezi yapıldı. Ambulans filosunun yüzde 90 büyütüldüğü açıklandı.

200 kilometrenin üzerinde yol yapıldı veya yenilendi. Eğitimde 30 yeni okul ve 622 derslik kazandırıldığı belirtildi.

Bunlar Üstel’in ortaya koyduğu icraat bilançosunun somut başlıkları.

Bir de devletin temsil meselesi var.

Devlet olmak bazen çağdaş bir havalimanında yabancı heyetleri karşılayabilmektir. Bazen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri düzeyinde temaslara ev sahipliği yapabilecek bir Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi’ne sahip olmaktır.

Elbette binalar tek başına devletin gücünü belirlemez. Ama kurumsal altyapı da devlet ciddiyetinin parçasıdır.

Devletin varlığını savunmak başka, o devletin kurumlarını güçlendirerek varlığını hissettirmek başkadır.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE İLİŞKİLERİN SOMUT KARŞILIĞI

Üstel’in açıkladığı bir başka önemli rakam, Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokoller kapsamında KKTC’ye kazandırıldığını belirttiği yaklaşık 75 milyar TL’lik kaynak.

Su projesinin genişletilmesi, yollar, hastaneler, fiberoptik altyapı, elektrik bağlantısı ve doğal gaz hattı…

Bir kısmı tamamlanmış, bir kısmı devam eden, bir kısmı ise henüz hayata geçirilmesi gereken projeler.

Türkiye Cumhuriyeti’nin KKTC’ye desteği elbette yalnızca mali kaynaklardan ibaret değil. Güvenlikten diplomasiye, eğitimden altyapıya kadar uzanan köklü bir birliktelikten söz ediyoruz.

Ancak bu ilişkinin somut yatırımlara dönüşmesini de önemsemek gerekiyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın desteğiyle yürütülen projelerin, KKTC’nin altyapı kapasitesini geliştirmedeki rolü ortada. Özellikle iktisadi ve mali iş birliği anlaşmaları kapsamında sağlanan kaynakların sağlık, ulaşım, enerji ve eğitim yatırımlarına dönüşmesi, iki devlet arasındaki ilişkinin yalnızca diplomatik açıklamalardan ibaret olmadığını gösteriyor.

Burada Üstel’in hakkını teslim etmek gereken nokta da Türkiye Cumhuriyeti ile kurduğu siyasi ve kurumsal iş birliğini somut kalkınma projelerine dönüştürme çabasıdır. Çünkü güçlü ilişkiler yalnızca karşılıklı ziyaretlerle değil, ortaklaşa tamamlanan yatırımlarla anlam kazanır.

Türkiye Cumhuriyeti ile güçlü ilişkilerin gerçek değeri, bu birlikteliğin Kıbrıs Türk halkının günlük yaşamına ne ölçüde yansıdığıyla da anlaşılır.

GENÇLERİN GÖÇÜ SÖZLE DEĞİL, İMKÂNLA DURUR

Üstel’in konuşmasındaki en anlamlı cümlelerden biri bence şuydu:

“Gençlerin göçü, gençlere yalnızca umut dağıtarak değil, onlara imkân sağlayarak durur.”

Doğru bir tespit.

Çünkü gençlerin ülkede kalması için yalnızca vatan sevgisine seslenmek yetmez.

İş, konut ve gelecek güvencesi gerekir.

Devam eden yaklaşık 3 bin sosyal konut projesi, yeni dönemde 15 bin konut hedefi, Ev-Yap Kredisi, ilk kez ev sahibi olacaklara yönelik İhtiyat Sandığı desteği ve teknoloji yatırımları bu soruna yönelik somut başlıklar.

Elbette yeni açıklananlar henüz vaat.

Ancak Üstel’in 2033 hedeflerini değerlendirirken elimizde son dört yıllık bir icraat geçmişi bulunuyor.

Bu geçmiş, bütün yeni projelerin gerçekleşeceğinin garantisi değil. Fakat geleceğin nasıl planlandığını değerlendirmek için önemli bir referans.

MUHALEFETİN DE ARTIK NE YAPACAĞINI ANLATMASI GEREKİYOR

Gelelim muhalefete.

Eleştirmek en doğal demokratik hak. Hatta muhalefetin asli görevlerinden biri.

Ama yalnızca hükümetin yanlışlarını sıralamak, ülkeyi nasıl yöneteceğinizi anlatmaya yetmez.

Üstel çıkıp 2033 için hedeflerini, proje sayılarını ve takvimlerini açıkladı.

Muhalefetin de aynı açıklıkla konuşması gerekir.

Ellerinde iktidarda oldukları zamanın elbette verileri vardır...

Peki tekrar iktidara gelirler ise;

Kaç konut yapacak? Enerji sorununu nasıl çözecek? Gençleri ülkede nasıl tutacak? Kaynağı nereden bulacak?

Bir de tam gün eğitim meselesi var.

Bugün köy gezilerinde tam gün eğitime geçişi bir vizyon olarak anlatan muhalefetin, geçmişte tam gün eğitim uygulamalarına karşı gerçekleştirilen sendikal eylemler konusundaki tutumunu da açıkça ortaya koyması gerekir.

Elbette sendikaların altyapı ve hazırlık eksikliklerine yönelik itirazlarıyla tam gün eğitimin ilkesel olarak reddedilmesi aynı şey değil.

Ancak geçmişteki tutumlarla bugünkü vaatler arasındaki farkın açıklanması da siyasetin gereği.

Bizden duymuş olmayın ama vatandaşın hafızası, siyasi konuşmalar kadar kısa değil.

Muhalefetin de artık yalnızca neye karşı olduğunu değil, neyi nasıl yapacağını anlatması gerekiyor.

ÜSTEL’İN 2033 HEDEFİNE BİR DE BU GÖZLE BAKIN

2028’de Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın yeniden uçması, 15 bin sosyal konut, Türkiye Cumhuriyeti ile elektrik ve doğal gaz bağlantısı, yeni hastaneler ve Genel Sağlık Sigortası…

Bunlar iddialı hedefler.

Gerçekleşip gerçekleşmeyeceklerini zaman gösterecek.

Ama Üstel’in basın toplantısında önemli olan, gelecek vaatlerinin yanına geçmiş dönemin icraatlarını da koyabilmesiydi.

Bir siyasetçinin geleceğe ilişkin sözlerini değerlendirirken geçmişte yaptıklarına bakmak gerekir.

Üstel’in dört yıllık başbakanlık döneminde eksikler yok mu?

Var.

Eleştirilecek kararlar yok mu?

Elbette var.

Ancak bu eksikler, yapılan yolları, açılan hastaneleri, tamamlanan havalimanını ve açıklanan ekonomik göstergeleri ortadan kaldırmıyor.

Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, yapılan bir işi sırf yapan kişiyi beğenmiyoruz diye görmezden gelmek doğru değildir.

Benim Üstel’in basın toplantısından çıkardığım sonuç bu.

Ortada tartışılabilecek, sorgulanabilecek ama kolay kolay yok sayılamayacak bir icraat bilançosu var.

Ve siyasette bazen en zor şey, karşı olduğunuz birinin doğru yaptığı işi kabul edebilmektir.

Çünkü devlet yönetiminde esas olan kimin daha çok konuştuğu değil, kimin geride ne bıraktığıdır.

Son olarak Üstel'in sözü ile bitirelim ...

''SÖZ UÇAR,ESER KALIR''

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Daha fazla yükle