Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik yürütülen diplomatik girişimlerde daha önce varılan yakınlaşmaların korunmasının önemine dikkat çekerek, devam eden sürece ilişkin temkinli iyimser olduğunu ifade etti.
Haftalık Kathimerini gazetesine konuşan Hristodulidis, göreve geldiği günden bu yana Kıbrıs sorununda uluslararası aktörlerin çıkarlarının değerlendirilmesine dayalı bir yaklaşım izlediklerini belirtti.
Türkiye’nin çözümden fayda sağlayacağını hissetmediği sürece Kıbrıs sorununda ilerleme kaydedilemeyeceğini savunan Hristodulidis, Ankara açısından Avrupa Birliği ile ilişkilerin önemli bir unsur olduğunu söyledi.
Bu kapsamda Avrupa Komisyonu bünyesinde özel temsilci atanmasını sağladıklarını ifade eden Hristodulidis, Kıbrıs sorunu ile Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini paralel ilerletmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.
Nisan 2024 Avrupa Konseyi kararlarında yer alan aşamalı ve geri dönüşü olmayan yaklaşımın önemine işaret eden Hristodulidis, Türkiye’nin Kıbrıs sorununda ilerleme olmadan herhangi bir kazanım elde etmesinin söz konusu olmadığını belirtti.
“Yakınlaşmalar Ortak Zemindir”
Müzakere sürecinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hristodulidis, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Ankara temaslarının ardından Brüksel’de sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin görüşmeler yaptıklarını söyledi.
Sürecin ayrıntılarını paylaşmak istemediğini belirten Hristodulidis, “Bu çabanın anahtarı Kıbrıs sorununda varılan yakınlaşmalardır” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın da yakınlaşmaların korunmasına yönelik açıklamalarına atıfta bulunan Hristodulidis, bu yaklaşımın Rum tarafının uzun süredir savunduğu bir tez olduğunu kaydetti.
“Kıbrıs Sorununda Yapıcı Belirsizlik Olamaz”
Müzakere sürecinde “yapıcı belirsizlik” yaklaşımına yer olmadığını belirten Hristodulidis, Kıbrıs sorununun temel başlıklarında netlik gerektiğini söyledi.
Güvenlik, garantiler, yönetim, mülkiyet ve toprak konularının müzakerelerin merkezinde yer aldığını ifade eden Hristodulidis, devam eden görüşmelerin doğrudan bu başlıklara odaklandığını belirtti.
Kıbrıs sorununa ilişkin herhangi bir çözüm önerisinin öncelikle kendisi tarafından kabul edilmesi gerektiğini kaydeden Hristodulidis, halkın kabul etmeyeceğini düşündüğü bir sonucu referanduma götürmeyeceğini söyledi.
“Çözüm Tamamen Adil Olmayacak”
Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hristodulidis, olası bir anlaşmanın tamamen adil olmayacağını ifade etti.
1974 öncesi durumun yeniden tesis edilmesinin müzakereler yoluyla mümkün görünmediğini belirten Hristodulidis, önemli olanın işleyebilir ve sürdürülebilir bir çözüm ortaya çıkarmak olduğunu söyledi.
Kıbrıs sorununda en büyük fırsat kaybının 1960 yılında yaşandığını savunan Hristodulidis, olası bir çözümün devletin hem içte hem dışta etkin şekilde işlemesini sağlaması gerektiğini kaydetti.
“Yıl Sonuna Kadar İlerleme Sağlanabilir”
Siyasi iradenin ortaya konulması halinde yıl sonuna kadar çözüm yönünde önemli ilerleme kaydedilebileceğini ifade eden Hristodulidis, kapsamlı bir çözüm olmasa bile çözüm perspektifinin korunacağı bir ortamın oluşabileceğini belirtti.
Yeni bir başarısızlığın olumlu sonuçlar doğurmayacağını söyleyen Hristodulidis, Avrupa Birliği üyeliğinin çözüm sürecine önemli katkılar sunduğunu ve Avrupa çerçevesinin müzakerelerde güvence oluşturduğunu ifade etti.
Kazakistan, Fransa ve Enerji Projeleri Değerlendirmesi
Hindistan ve Kazakistan ziyaretlerine de değinen Hristodulidis, Kazakistan yönetiminin uluslararası hukuka yaptığı vurguların Rum tarafı açısından önem taşıdığını söyledi.
Fransa ile imzalanan Kuvvetler Statüsü Anlaşması’nın (SOFA), iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik iş birliğini derinleştirdiğini belirten Hristodulidis, anlaşmanın Fransız askeri unsurlarının Güney Kıbrıs’taki faaliyetlerine kurumsal çerçeve sağladığını ifade etti.
Yunanistan ile Güney Kıbrıs arasında planlanan deniz altı elektrik bağlantısı projesinin de enerji politikalarının temel unsurlarından biri olduğunu kaydeden Hristodulidis, projenin stratejik önem taşıdığını söyledi.



