Haber7
Suriye hükümet, terör örgütü YPG/SDG’nin orduya tam entegrasyon ve kapsamlı ateşkes konusunda anlaşma imzaladı.
Suriye ordusu, Rakka’nın Tabka ilçesini terörden arındırarak bölgenin kontrolünü ele geçirdi. Suriye cumhurbaşkanı Şara ise ülkenin Kuzeydoğusu’nda ateşkes ilan etti.
Suriye’de sağlanan ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması ile sahada güç dengelerini ve bölgesel güvenlik mimarisini doğrudan etkileyen yeni bir süreç başladı.
Suriye hükümeti ile SDG arasında yapılan anlaşma ile Türkiye’nin uzun yıllardır vurguladığı “terörsüz bölge” hedefi açısından kritik aşama tamamlandı.

TÜRKİYE KOMŞUSUNUN EGEMENLİĞİNE SAHİP ÇIKTI
Türkiye ise toprak bütünlüğü ve terörle mücadele ile ilkesel yaklaşımını sağlarken Suriye’nin güvenliğini kendi güvenliği olarak gördü.
Türkiye’nin temel yaklaşımı ise, “Komşuların topak bütünlüğü ve egemenliği vazgeçilmez” olmakla beraber, Suriye’de herkes için kapsayıcı ve eşit bir anlayışın oluşmasını hedeflemiş, terör koridoruna geçiş vermeyerek, terörden arındırılmış bir Suriye ile bölgesel barışa katkı sağladı.

100 BİN KİŞİLİK ORDU YALANI ÇÖKTÜ
Suriye hükümeti ile anlaşma sağlayamayan SDG’nin de yalanları bir bir ortaya çıktı. Entegrasyonu kabul etmeyen SDG, özerklik ve bağımsız yapıyı hedefine koymuş, psikolojik ve siyasi propaganda aracı olan 100 bin kişilik ordu söylemi de çökmüş oldu.
Bu iddia edilen gücün önemli bir bölümünün, işgal edilen bölgelerde zorla silah altına alınan çocuklar, kadınlar ve baskı altındaki yerel unsurlardan oluştuğu biliniyor. Dışarıdaki güçlerden aylık ücret ve lojistik desteğe bağlı militanlar ile geçici ittifaklar, bütüncül bir askeri kapasite varmış gibi sunuldu.

BÖLGEDEKİ KÜRT NÜFUSU TERÖRE KARŞIYDI
Örgütün askeri yapısının yaklaşık yüzde 60’ının Arap unsurlardan oluşmasına ve kontrol edilen bölgelerin demografik olarak büyük ölçüde Arap nüfusa dayanmasına rağmen, bu toplumsal yapı uzun süre dünyaya ayrılıkçı bir Kürt tabanı olarak pazarlanmış, ancak bölgedeki Kürt nüfusun önemli bir kısmı ise örgüte mesafeli yaklaşmıştı.
Türkiye’nin bölgede Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtlarıyla bölgedeki kırılganlık görünür hâle gelmiş. Örgütün yenilmezlik algısı çökmüş, Fırat’ın batısından sökülüp atılan yapı, doğuda da ağır darbe alarak anlaşma masasına oturmak zorunda kalmıştı.
Halkın tek temsilcilerinin kendileri olduğunu belirten SDG, ekonomik olarak da kendi kendilerine yetebileceklerini ifade etmiş, Suriye hükümetinin harekete geçmesiyle bu söylemler de çökmüş oldu.

SURİYE'DEKİ TERÖR KORİDORU ÇÖKTÜ
Sahada ise SDG anlaşma masasına oturmak zorunda kaldı ve Suriye’deki terör koridoru böylece çökmüş oldu.
SDG’ye dış desteklerden “bölge dışı güçler SDG’yi terk ezme algısı vermiş ancak bölgede ABD’nin desteğini geri çekmesiyle örgüt Suriye’de ağır darbe aldı. Terör örgütü SDG stratejik değil, bölgede bir araç olduğu da görülmüş oldu.
Türkiye bölgede stratejik başarılarıyla terör koridorunu askeri ve diplomatik alanda engelleyerek sahada güçlü, masada etkili bir aktör olduğunu kanıtladı.
SDG’nin teslim olması, Türkiye’nin terör koridorunu engelleme stratejisinin diplomatik ve askeri bir zaferi olarak değerlendirilmektedir.
Bölgenin terörden temizlenerek yeni bir döneme giriş yapmasıyla birlikte Suriye’de kapsayıcı ve bütünleştirici yönetim, terörle mücadelede kararlılık ve istikrarlı, egemen bir Suriye beklentisi içerisine girildi.




